QR kodunu tarayarak Rolex’i WeChat’te takip edin.

CHRIS EVERT

HER ROLEX'İN BİR HİKAYESİ VARDIR

Amerikalı tenis şampiyonu Chris Evert 1972’de ilk kez Wimbledon’da oynadığında 17 yaşındaydı. Evert 1989 yılında emekliye ayrıldığında, 18 Grand Slam® zaferine ve %90’lık bir galibiyet yüzdesi rekoruna sahipti. Artık hayatının “üçüncü evre”sine giren oyuncu, tenisin kendisine kazandırdığı öz güveni ve yaşamının tüm evrelerini temsil eden Rolex saatini anlatıyor.

Every Rolex Tells A Story – Chris Evert

“Tenis maçında oynamak hayata çok benzer. Düştüyseniz, yeniden ayağa kalkabilirsiniz. Tenis size azim hakkında çok şey öğretir; dişinizi sıkmayı ve vazgeçmemeyi öğrenirsiniz.”

Küçükken çok çekingendim, fakat tenis oynamaya başladıktan sonra kort benim sahnem haline geldi. Başarılı olduğum bir şeyle uğraşmak kendime olan güvenimin gelişmesine yardımcı oldu. İnsanların beni alkışlamasından keyif alıyordum, bu ilgi hoşuma gidiyordu. Tenis, kabuğumu kırmamı sağladı.

13 yaşındayken, ülkenin en başarılı kadınlarına oldukça yakın olduğumu fark ettim. İşte o zaman başarının tadını aldım. İşte o zaman gönlümde yatanın bu olduğunu anladım ve onlardan biri olabileceğime gerçekten inanmaya başladım. Ama asla ve asla dünyanın bir numaralı oyuncusunu yenmeyi, hele ki bunu 15 yaşında başarmayı hayal etmemiştim. Bu her şeyin başlangıcı oldu.

Chris Evert'in Rolex saati

Tenis maçında oynamak hayata çok benzer. Düştüyseniz, yeniden ayağa kalkabilirsiniz. Bence hayatta da tökezleseniz bile, hayatın akışını yönlendirebilirsiniz. Tenis size azim hakkında çok şey öğretir; dişinizi sıkmayı ve vazgeçmemeyi öğrenirsiniz. Size kendinize olan inancınızla ilgili çok şey öğretir; korttayken de kortun dışındayken de kendinizden emin olmayı öğrenirsiniz.

Hayatımın üç aşaması olduğunu düşünüyorum. İlk aşamayı yalnızca tenisi, kariyerimi, birinci olmayı, kendimi ve hırslarımı düşünerek geçirdim. İkinci aşamayı tamamen aileme, üç oğlumu yetiştirmeye, evliliğime ve evde olmanın verdiği keyfe adadım. Şimdiyse üçüncü aşamaya giriyorum ve bu süreç iç huzurumu bulmaya odaklı.

Rolex’ime baktığımda 18 Grand Slam® zaferimden çok, hayatımın farklı aşamalarının bir arada yansımasını, sadece tenis yaşamımı değil, aile hayatımı, iş hayatımı ve ulaştığım tüm hedeflerimi görüyorum. Bu saat benim bir uzantım.

“Onlar sadece en başarılı olanlar değil; aynı zamanda en müthiş sporcular ve en efendiler. Nitelikleri ve doğruluklarıyla öne çıkıyorlar.”

Rolex takmaktan gurur duyuyorum; kendimi çok başarılı ve klas insanlardan oluşan mükemmeliyete adanmış bir kulübün üyesi gibi hissediyorum. Bundan 25 sene kadar önce ilk kez Rolex takmaya başladığımda, Jackie Stewart, Arnold Palmer ve Jack Nicklaus’tan oluşan kulübe daha sonra Roger Federer katıldı. Yani oyunun kralları. Onlar sadece en başarılı olanlar değil; aynı zamanda en müthiş sporcular ve en efendiler. Nitelikleri ve doğruluklarıyla öne çıkıyorlar. Saatime baktığımda, parçası olmaktan son derece şeref duyduğum özel bir kulüp görüyorum.